Eleştiri

21 Feb

Kitlesel Yalnızlık Şubesi: Facebook

Kategori: Eleştiri

“Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin...”
-İsmet Özel-

Her sabah daha bir yalnız kalkıyor insan artık yatağından. Ve her gün yeni zırvalarla dolduruyor yalnızlığını. Adına medeniyet diyoruz, geçip gidiyoruz.
Medeniyet bize her gün yeni oyuncaklar sunuyor. Öyle rastgele oyuncaklar da değil üstelik, günbegün açılan yaralarımızı kaşıyan süslü oyuncaklar. Etrafımızdaki binalar yükselir, caddeler kalabalıklaşırken küçülen egolarımızı şişiren oyuncaklar...

İnternet bu oyuncaklar için biçilmiş bir kaftan. Chat kanallarıydı, arkadaşlık siteleriydi, itiraf sayfalarıydı, online günlüklerdi derken, yeni “trend” facebook oldu. Televizyon programlarında tartışıla tartışıla, gazetelerde yazıla çizile bitirilemiyor facebook. Herkesi o denli sarmış sarmalamış durumda. Hatta facebook haberleri çıkıyor internet gazetelerinin haber sayfalarında. Facebook'taki “çılgın” gruplardan bahsediliyor mesela, bu hafta facebook'ta neler olmuş, kimler üye olmuş, hangi ünlüler girmiş, hangileri çıkmış, kimler atılmış....

20 Mar

"Murder Me Mickey!": Natural Born Killers'ın Hatırlattıkları ve Medya

Kategori: Eleştiri

Natural Born Killers filminde, Mickey ve Mellory Knox çiftinin yakalanıp hapishaneye getirildiği sahnede, hapishanenin önünde durup çifte destek veren kalabalığın içinde açılan akıllara zarar pankartta yazar bu kelimeler: Murder me mickey!

Kesinlikle Deccal'i (The Anti-christ) oynayan bu iki çiftin kronik bir biçimde işledikleri cinayetler ve arkalarında yaptıkları cinayetleri anlatacak birilerini bırakma semptomları, bu müthiş çifti varolan medyatik sürecin bir parçası yapmaktadır. Bu medyatik süreç, aslında sistemi yok etmekle tehdit eden bu iki Anti-christ'ı bile öyle bir şekilde kutsamaktadır ki, kalabalığın içinden birisi -ki şüphesiz bu süreç içerisinde iyiden iyiye yabancılaşmış ve Deccal'den kendi ipini çekmesi için medet uman birisidir bu kişi- bir pankartla Mickey Knox'tan kendisini öldürmesini istemektedir.

Kanımca Natural Born Killers'ın en vurucu sahnelerinden birisi burasıdır, buradaki eleştiri çok ciddidir:

06 Feb

Birey-Toplum Karşıtlığı: Modernite'yi Eleştirmek

Kategori: Eleştiri

Leslie Lipson, “Demokratik Uygarlık” isimli kitabında şöyle bir önermede bulunur:

Özgürlük x Eşitlik = Demokrasi

Lipson, Rousseau'dan, Locke'a, Hobbes'a vesair siyaset felsefecisine, modernliğin en temel kaygılarından birisini yaşatmış olan bu sorunsalı işte bu denklemle ifade eder. Malum olduğu üzere, modernliğin işte bu en yüksek aşaması olan çağımız, kamusal alandan özel alana, siyasi örgütlerden insan hakları örgütlerine kadar, aklımıza gelebilecek her alanda kesin ve net bir "norm" koymuştur: Demokrasi. Dünyamızın çok yakın bir dönemde tanıklık ettiği en iğrenç saldırılardan birisi, işte bu yüce "norm"un altına gizlenilerek yapıldı.

Demokrasi çağımızın en önemli normu haline gelmişken, iki eski düşman da işte bu demokrasi çağının içinde yaşatılmak durumundadır, Lipson’a göre: Özgürlük ve eşitlik. Özgürlük bireyi temsil eder, Aydınlanma’nın vurgu yaptığı en önemli kavramdır belki de. Bunun yanında eşitlik de toplumla özdeşleştirilir; Devrimler Çağı’nın Aydınlanma’nın etkisiyle aleme verdiği nizamdır eşitlik.

29 Jan

Devrim-Meşrutiyet Tartışmaları Bağlamında 1908: Aykut Kansu vs. Feroz Ahmad

Kategori: Eleştiri

1908 tarihi, Türk modernleşme süreci adına çok önemli bir kırılma noktasıdır. Ancak bu kırılma noktasının niteliği, Türk modernleşme deneyimini anlatan, onun üzerine çalışan araştırmacılar tarafından farklı farklı ele alınmış; bir kısmı 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilân edilmesini Jön Türk hareketinin gerçekleştirdiği bir devrim olarak görmüş, bir kısmı ise bunun basitçe meclisin yeniden kurulması olarak ele almış ve Türk modernleşmesinin devrimci sürecinin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı takip eden 1923 tarihi olduğunu iddia etmişlerdir.

Bu doğrultuda, Aykut Kansu’nun “1908 Devrimi” (İstanbul:2006) isimli kitabı ve Feroz Ahmad’ın “İttihat ve Terakki 1908–1914” (İstanbul:2004) isimli kitabı, iki kayda değer çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Şimdi kısaca bu iki kitaba göre 1908 sürecini açıklamaya çalışalım ve ardından iki yazarın ortak olduğu ve birbirlerine karşıt olduğu noktaları ele alalım.