Hayata Dair

01 Jun

Zalimler İçin Yaşasın Cehennem !

Kategori: Hayata Dair

15 Feb

Hatır Belası

Kategori: Hayata Dair

Televizyonlar ve bilgisayarlar çalışıyor, kafamın içinde hep aynı mekanik sesler dönüp duruyor, radyolarda djler aşk şarkıları çalıyorlar hâlâ, minübüs şöförleri her zaman olduğu gibi çok korkusuz, insanlar işe gidiyorlar her sabah, insanlar facebooktan ilkokul arkadaşlarını arıyorlar, insanlar haberleri izleyip çay içiyorlar, saçlarını yaptırıp yasal kumarla şanslarını deniyorlar, kedilerini besleyip komşularıyla kavga ediyorlar, ahkâm kesiyorlar, reklamları izliyor, satın alıyorlar, satıyorlar, yargılıyorlar, cezalandırıyorlar, galeyana geliyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar, ve fakat hiç dinlemiyorlar.

Kimileri yazılarını yarıştırıyor, televizyon gösterilerinde insanlar yeteneklerini yarıştırıyorlar, kimi “büyük adam”lar paralarıyla satın alabilecekleri şeyleri yarıştırıyorlar, okullarda çocuklar öğretmenlerinden aldıkları yıldızları yarıştırıyorlar. İnsanoğlu hababam yarışıyor ve tuhaf bir keyif alıyor bundan.

10 Jan

Yola Düşen

Kategori: Hayata Dair

içim ey içim bu yolculuk nereye
cahit zarifoğlu

Kitapları toplayarak başlıyorum hep. “Bunları kutunun altına, bunlar çantada durmalı her an okunmaya hazır olmalılar” bir de bakmışım çantada kitaplardan başka bir şeye yer kalmamış. Kitapların taşınmasının her şeyden daha önemli bir tarafı olduğu aşikâr. Bir çok şeyi geride bırakmaya hazırlandığım zamanlarda kitapları yanıma almaya gösterdiğim özen, dört tarafı mamur bir aidiyet sahibi olmaya yatkınlığımdan kaynaklanıyor. Aidiyet sahibi olana dek hiçbir sokakta sabitlenilmiyor.
Göç etme hissiyatı bütün duvarları atlayan bir bakışa sahip olmaktan başka bir şey olamaz. Keşkelerle avunmayan, vakitsiz ve yenilgilerle bezenmiş bir havsalanın çaresiz kalmamak adına her gün yeni bir serüvene atılmasıdır mekan değiştirmek. Nereye bakarsa baksın uçsuz bucaksız bir gökyüzü görüyorsa insan, hangi duvara bakarak tatmin olabilir? Muhayyilesinde derin çatlaklar biriktiren kim varsa yola düşüyor zaman zaman. Yol eskiye nazar değdirmeden ilerlemenin kesif korkularını taşıyor. Bir dala, bir ele, bir yâre tutunamamanın, dünya ile hesaplaşamamanın büyüttüğü bir terk etme duygusu sarıyor insan aklını.

20 Jan

Benim Delilerim

Kategori: Hayata Dair

“Merkez”in mükemmel bir tasarımı olarak inşa edilmiş “taşra”ya dair söylenecek her şey, eninde sonunda gidip yine merkezin lehçesinden söz alır, oraya ulanır. Bu eylem, taşradakilerin talihi yahut talihsizliği olarak da okunabilir. Çünkü, merkezden uzak olmak, bu, sınırlarını merkezin belirlediği bir uzaklık da olsa, “kriz” anları için birebirdir. Kriz, travma, çelişki ve sair detaylar, çok söylenmiş olduğu üzere “yaratma” edimini besleyen en önemli şeyler olmalıdır. Örnek çok, bu yüzden teferruata girmeye lüzum da yok. Ak pak sefir kızlarının şiirleri ancak müsamere tadı verir, şiirlerinin altına adresini [genelde “Beyoğlu”dur bu], saatini, dakikasını yazanların metinleri “bir yere kadar” beğenilir, Nişantaşı’nda kebapçı açanların “duygulu şey”leri büyük fotoğraflar eşliğinde servis edilir. Onların da söz ettikleri krizler vardır, doğrudur ama herkesin travması bir midir? Zira, “kriz”in, “travma”nın da boyutları var. Taşralıların krizi, merkezden söz alanlarınkini her zaman döver. Bundan sebeptir ki, merkezde deli azdır. Varsa bile evlerin içindedir, hastanelerdedir, tedavi ile yan yanadır. Oysa taşrada, kasabada, ilçede, kazada, nahiyede deliler sokaktadır. Sokağındır deliler.

29 Oct

İnciraltı İçin Ağıt

Kategori: Hayata Dair

İstanbul’un Küçükçekmece’sinde, Çekmece Gölü’nün üzerindeki köprüden içeri doğru girildiğinde, karşılaşılan sokaklardan birinde, deniz artık sırt tarafında kalmışken, sağ tarafta bir çay bahçesi vardı. Şaban Abi işletirdi orayı. Heybetli, gençliğinde şiir yazdığını söyleyen (bunu biraz kısık sesle söylemişti hatta) bir adamdı Şaban Abi. Çok güzel turşular, gözlemeler, çaylar satan bir adamdı Şaban Abi, İnciraltı’nda. Ve sahiden büyük bir incir ağacının altındaydı İnciraltı. Bahçeydi, çay bahçesiydi. Şaban Abi vardı içinde. Gazete okuyan orta yaşlı insanlar, oradan geçerken tesadüfen bahçeye girmiş insanlar vardı, bazen de biz vardık. Biz; Kayhan ve ben. Kayhan bir şiirinde geçirmişti adını İnciraltı’nın, Şaban Abi’nin. Ben ise acemi denemelerden birinin içinde. Kayhan o şiiri yayımlamıştı diye kalmış aklımda, bir gençlik hevesimiz olan Kültürel’de. Ben o denemeyi yayımladım mı, hiç hatırlamıyorum. Denemenin kendisi yok elimin altında şimdi. Kim bilir nerede, hangi kâğıtların içinde şimdi.

31 Dec

Korkuyla Süslenmiş Modern Yaşamlar

Kategori: Hayata Dair

Görkemli plazaların, kocaman asansörlerin, kocaman asansörlü çok katlı yapıların kıyısında gecekondu mahallelerinin, susuz tarlaların, çiçeksiz bahçelerin, trafik ışıklarının, egzoz kokusunun, lüks arabaların, tıklım tıkış belediye otobüslerinin, arama motorlarının, elektronik postaların, sırası olmayan okulların, çatısı olmayan evlerin, sıcak-kurak yazların, yağmurlu-ölümlü kışların, bilboardların, üçüncü sayfa haberlerinin, arka sayfa güzellerinin, ekonomik çıkmazların, küresel ısınmanın, küreselleşmenin, ihanetlerin, korkunun, silahların, tıkalı yolların, açık yolsuzlukların, depremlerin, parfüm kokularının, topuklu ayakkabı seslerinin, gözyaşlarının, biber gazlarının, nemlendiricilerin, yıldız yaratma yarışmalarının, tacizlerin, gözdağının, sahte samimiyetin, yalanların, ahmak ıslatanların arasında... Düpedüz ölüyoruz.

Zaman geçmişi düşünüp özlem duymak zamanı. Geçmişte güzel şeyler yaşandığından mı dersiniz?

06 Nov

İşaretlenmiş Takvim Yaprakları 4

Kategori: Hayata Dair

I.

noktayı unuttum sandım. unuttuğumu sandığım sakîl, sanrı değilmiş. tanrı değilmiş yaşamama sebep. ben en çok burada yanıldım.
eski bir film var. sessiz. unutmuşum mikrofonu açmayı. eski bir mektup var, kapı aralığından bırakılmış. bir tutam zülüf içinde. biraz kahır biraz öykünme. geleceğim diye bir ses var. tutuşan ve bırakmayan, tutuşan ve bütün azalarıyla pencereden bakma isteği uyandıran bir gece var. sanrı değilmiş, çok sonra anladım.
haksızlık ettiğim de yok hiçbir şeye. üstüm başım kan içindeyken de kurmuştum bu cümleyi; kendime haksızlık etmiyorum.
kimseyi dağlanmış saymıyorum. en çok gözlerine bakıyorum herkesin. en çok ne söylemediğine bakıyorum. -ne söylemediyseniz yakanızdadır ellerim.-
noktayı unuttuğumu sandım bindokzyüzdoksanbeşyılınınkasımayıydı. yağmurlubirgüniçinsöylenecekcümleler tasarlıyordum. öyle bir şey ki anlatılmaz diyordum, öyle bir şey ki benden değil. şu göğe ne diye bakıyorum sanki?