04 Apr

Niyaz - Beni Beni

Kategori: Müzik

20 Mar

Oysa Ben Oturup Bir Aşk Şiiri Yazacaktım

Kategori: Şiir

Ağırdan gelişi, suyu bardağı masayı ele alışı vardı
Yürüyüşü vardı onun bir ömür verilecek
Şimdi oturup ağır şeyler konuşmalı artık
Bu savaş bitmeli oturup dualar etmeli Allah’a
Allahım dünyanın yüzü çok çizildi, demeli mesela
Dünya çok hırpalandı, çocuklar gözyaşlarıyla akraba oldular
Şiddet geldi dikildi hayatın karşısına
Bıçak kemiğe dayandı
Şiir geldi durdu kadının karşısında

Kadını ekmek yapıp nesne yapıp çiğnediler mesela
Kadının ağırdan gelişi vardı sonra alkışladılar
Kadın şov nesnesi oldu paketleyip sundular
Suyu bardağı ele alışı vardı çaldı ruhunu çağ
Aldırmadılar.

18 Mar

Ankara Notları - 2

Kategori: Deneme

Bazı zamanlar İstanbul dışındayken başıma gelirdi, yazın Ankara’ya geldiğimde de çok sık oldu; oturuyor olduğum yeri İstanbul’daki bir yere (bir sokağa, bir geçide, bir duvara) benzetip, oradaymış gibi hissediyorum. Zaten şehirleri yahut sokakları daha önce gördüğüm şehirlere ya da sokaklara benzetmekle malul bir zihnim var. Ece Ayhan okuduğum, hatta hayatın büyük bir kısmını, anlayamadığım Ece Ayhan kavramlarıyla karşılamaya çalıştığım zamanlarda günlüğüme sık sık “çıfıt çarşısı” yazardım, yine Ece Ayhan’dan alıntılayarak kullandığım “zihin” için. TDK “zihin” kelimesine, “Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü.” diyor. “Davranış” kısmından bağımsız bir biçimde diyorum şimdi ben bunu; gittiğim her yeri bir başka yere, havsalamdaki bir eski görüntüye benzettim ve bundan neredeyse sapıkça bir haz duydum. Ankara’yı İstanbul’a benzetmek, bu “zihin sürçmesi”ni yaşamak gibi sanırım. En iyi de bu kelimeyle karşılanabilir: “sapıkça”.

Çok zaman oldu. Aradan yıllar geçmiş gibi geliyor şimdi düşününce. Mesela Kadıköy diye bir yer hiç oldu mu, olduysa dahi ben orada hiç yaşadım mı?

11 Mar

El-Magribu'l-Aksa

Kategori: Makale

İslâm Medeniyeti’nin en batı noktası. Afrika’nın Avrupa’ya neredeyse değdiği bir noktada duran İslâm toprağı. Osmanlı İmparatorluğu’nun bile ulaşamadığı kadar uzak ve kardeşliğin bir nüvesi olacak kadar yakın Kuzey Afrika ülkesi. Miladi 686 yılında Ukbe İbnu Nafi tarafından fethedildiğinden beri İslâm’ın en uzak sancağı olarak durmakta. Tarık Bin Ziyad’ın Endülüs’ü kurmak için köprü olarak kullandığı ve geçtiği boğaza adını verdiği mübarek topraklar. Cebelitarık’ın müslüman yüzü.
Ülkenin ismi Arapça’da batı anlamına gelen El-Magrib olmasına rağmen batılılar Müslüman anlamına gelen Morocco ismini kullanıyorlar. Türkçe’de kullanılan Fas ismi ise Fes’in ilk kez görüldüğü yer olmasından dolayı kullanılmaya başlanmıştır.

1660 yılına kadar üzerinde çeşitli devletler kurulan, parçalanıp emirlikler halinde yönetilen, 1660 yılından itibaren ise Filali sülalesinin hüküm sürdüğü bir krallık olarak yaşamını sürdüren Fas; 1912 yılında Fransız ve İspanyollarca işgal edildi.

07 Mar

Ankara Notları - 1

Kategori: Deneme

Yazın ilk geldiğimde, en çok kütüphanesine şaşırmıştım okulun. “Doğu Kampus” dedikleri yerde, derse erken ve yanlış gitmişken, hayatımda ilk defa bir gecemi yurt odasında geçirmişken (90. yurt, hiç mektup almadığım), üstelik bazı şehirlerin henüz çok acemisiyken gördüm kütüphaneyi. Çok övdükleri kütüphaneyi ilkin Doğu’daki sandım, sonradan anladım, “Merkez Kampus”te imiş asıl kütüphane. Gittim, tabii ki şiirleri buldum hemen, Asaf Halet’in bir kitabını aldım, içine baktım ve gördüm; Hüseyin Cöntürk’ün armağan ettiği kitaplardan biri bu, üstelik Cöntürk’ün elyazısıyla notlar var kitabın içinde. O gün dedim, “Kurtarırsa bu kütüphane kurtaracak beni, bu şehirde,” Hâlâ kurtarmasını, onu bekliyorum, Kızıltepe’deki odamda bekliyor olduğum gibi, -muşçasına.

Hayattaki imtihanımın doğumdan başladığını bana kanıtlayan doğum günümde, 12 Eylül’de, Fatih Ekspresi ve yemekli vagon: “Beş yıllık memleket”ten, onun Haydarpaşa’sından, Süleyman tarafından uğurlanmışım;

04 Mar

Untitled Requiem

Kategori: Deneme

1.

Oldum bittim kitap olarak basılmış günlük ve mektupları çok önemsedim. Bu listenin başında elbette Atay'ın Günlük'ü durur, o bile başlı başına -zaten- bir yazıya meseledir, geçeyim şimdilik. Fikret Ürgüp ismineyse, Selim İleri'nin "nostalji batağı"na bulaşmamış nadir yazılarından birinde denk gelmiştim ilk olarak, Varlık'ta. Orada daha çok Van isimli öykü kitabından söz etmişti Selim İleri, hatırlayabildiğim kadarıyla. Günlüğünü sonradan gördüm, tam adıyla "Dosdoğru Günlük"ünü. İsmiyle içi bu kadar örtüşen az kitap vardır, sapsahi bir isimdir "dosdoğru". "Roman gibi" bir hayatı olan yazar, ressam, ruh hekimi olan Ürgüp'ün alenen yaşadıklarıdır yazılanlar, olanca çıplaklığıyla. Oldum bittim diye girmiştim yazıya; eğer "olmuş" bir şeyden söz edeceksem, Ürgüp'ün başıbozukluğuna hep özenmişimdir yazıda. Ayrıntıları "da" atlamamak konusundaki özeni ve cesaretine gıpta ediliyor burada(n), hep. Açık bir valizin üzerinde duruyor şimdi kitap, altında Zarifoğlu özel sayısı, onun da altında Cöntürk. Bir evde.
Ankara.

02 Mar

İslami Eğitim Üzerine

Kategori: Konuşmalar

İnsanın kişiliği çevrenin etkisiyle şekillenir. İçinde bulunduğu çevre insanın hangi kişilik özelliklerine sahip olacağına karar verir. Çok az insan çevresinin etkisini kırarak farklı bir kişiliğe bürünebilir. Bunu sağlayan ise edinilen bakış açısıdır. Sağlıklı bir bakış açısına sahip olmak sağlıklı bilgi ve bu bilgiyi değerlendirecek sağlıklı bir aklın sonucu olabilir.

Toplumu şekillendiren bütün etmenlerin aileden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ailelerin yapısı ve ailelerin birbirleriyle kurdukları ilişkiler toplum yapısını ortaya çıkarır. Bu toplum yapısına sonradan dâhil olanlar da bu yapıya ayak uydururlar. Toplumun giderek bozulmasının en önemli nedeni bu benzeşme durumudur.

Müslüman toplumun giderek daha soft bir İslam anlayışına sahip olmasının ve hatta İslam’dan uzaklaşmasının nedeni kendini kabul ettirmek adına toplumun diğer unsurlarına benzeme çabasıdır.