21 Feb

Kitlesel Yalnızlık Şubesi: Facebook

Kategori: Eleştiri

“Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin...”
-İsmet Özel-

Her sabah daha bir yalnız kalkıyor insan artık yatağından. Ve her gün yeni zırvalarla dolduruyor yalnızlığını. Adına medeniyet diyoruz, geçip gidiyoruz.
Medeniyet bize her gün yeni oyuncaklar sunuyor. Öyle rastgele oyuncaklar da değil üstelik, günbegün açılan yaralarımızı kaşıyan süslü oyuncaklar. Etrafımızdaki binalar yükselir, caddeler kalabalıklaşırken küçülen egolarımızı şişiren oyuncaklar...

İnternet bu oyuncaklar için biçilmiş bir kaftan. Chat kanallarıydı, arkadaşlık siteleriydi, itiraf sayfalarıydı, online günlüklerdi derken, yeni “trend” facebook oldu. Televizyon programlarında tartışıla tartışıla, gazetelerde yazıla çizile bitirilemiyor facebook. Herkesi o denli sarmış sarmalamış durumda. Hatta facebook haberleri çıkıyor internet gazetelerinin haber sayfalarında. Facebook'taki “çılgın” gruplardan bahsediliyor mesela, bu hafta facebook'ta neler olmuş, kimler üye olmuş, hangi ünlüler girmiş, hangileri çıkmış, kimler atılmış....

17 Feb

Esaret Yahut Erdem

Kategori: Konuşmalar

İnsan, varlığını bir tanıma bağlamak zorunda. Varlığını anlamlandırabilmenin ilk koşulu bu. Tanım her şeyden önce gelir çünkü. Neyi nasıl tanımladığımız kendi tanımımızı, sahip olduğumuz bu tanım da kimliğimizi oluşturur. Zengin, yoksul, beyaz, siyah, işçi, köylü, entelektüel, cahil, sosyal, asosyal bir sürü tanım mevcut.

Herhangi bir oluşumun parçası olmak insan olma vasıflarından biri. İnsan sosyal olmak zorundadır. Kişilerin bağlı bulunduğu ya da muhabbet duyduğu oluşumlar tanımına uygun olduğunu düşündüğü insanlar tarafından ortaya koyulanlardır. Kendisi gibi düşünen insanlar arasında yer alabilmek için yoğun bir çabanın içine girer. Bir bütünün parçası olmak kişiye direnç ve güven kazandırır. Bu kazanımlara ulaşmak için kendimizi kabul ettirmek zorundayız. Kimliğimizi kabul ettirebilmenin ilk koşulu oluşturduğumuz tanımı insanlara doğru anlatabilmektir.

15 Feb

Dur Yapma! Bir Gören Olacak

Kategori: Şiir

dağıldı yağmur kokan tenlerin hoşluğu
toprağı okşayan ayaklar topraktan ayrıldı
çünkü ruhsuz birinin icadıdır şemsiye
çünkü şimdi topraktan sadece dikenler dirilir
dokunuşlar bitik artık,abanmalar gözde
çağ sızısı taşımazsan eğer ve
hiç kimse seni sevmeyebilir

sar beni, sakla kaygımla örülü cibinlik
ne tarafa yüz çevirsem
o gülüşlerle bezeli hainlik

15 Feb

Hatır Belası

Kategori: Hayata Dair

Televizyonlar ve bilgisayarlar çalışıyor, kafamın içinde hep aynı mekanik sesler dönüp duruyor, radyolarda djler aşk şarkıları çalıyorlar hâlâ, minübüs şöförleri her zaman olduğu gibi çok korkusuz, insanlar işe gidiyorlar her sabah, insanlar facebooktan ilkokul arkadaşlarını arıyorlar, insanlar haberleri izleyip çay içiyorlar, saçlarını yaptırıp yasal kumarla şanslarını deniyorlar, kedilerini besleyip komşularıyla kavga ediyorlar, ahkâm kesiyorlar, reklamları izliyor, satın alıyorlar, satıyorlar, yargılıyorlar, cezalandırıyorlar, galeyana geliyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar, ve fakat hiç dinlemiyorlar.

Kimileri yazılarını yarıştırıyor, televizyon gösterilerinde insanlar yeteneklerini yarıştırıyorlar, kimi “büyük adam”lar paralarıyla satın alabilecekleri şeyleri yarıştırıyorlar, okullarda çocuklar öğretmenlerinden aldıkları yıldızları yarıştırıyorlar. İnsanoğlu hababam yarışıyor ve tuhaf bir keyif alıyor bundan.

10 Feb

Direniş Bilinci

Kategori: Konuşmalar

Eşref-i mahlûkat olmanın insana yüklediği birçok sorumluluk var. Salt düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmak insanı şeref sahibi yapmaz. Bizim mahlûkatlar arasında öne çıkmamızın asıl nedeni başımızı dik tutmak konusundaki kararlılığımızdır. Başın dik tutulması hadisesi iki şekilde cereyan edebilir. Birincisi kör bir inadın eseri olabilir. İkincisi ise bilinçli bir direnişin. Kör inat keçilerde de mevcut. Bu yüzden ancak bilinçli bir direnişin sonucu olarak kendimizi eşref-i mahlûkat sayabiliriz. Şerefimize halel getirecek durumlara karşı pasif kalmamız bizi diğer mahlûkatın derecesine indirir.
İnsan neslinden herhangi birinin bir kez olsun başını önüne düşürdüğünde bunun bir kez daha tekrarlanacağından şüphe duymamamız gerekir. Kanıksanmış yenilmişliğin devası bulunmamakta. Bu yüzdendir ki zorla diz çöktürmenin, yenilgiyi/aşağılanmayı kabullendirmenin simgesel olmaktan daha öte bir anlamı var.

02 Feb

Müslüman Entelektüelin Rolü

Kategori: Konuşmalar

Dinlerin ideolojilerden farkı değiştirilemiyor olmalarıdır. Herhangi bir dine inanan insan o dinin gereklerini hayatına uygulamaya çalışmalıdır. Dini hayata göre değiştirme şansı bulunmamaktadır. İlahi kanunların uygulanmasında görüş farklılıkları olsa da ana hatlarıyla bir dini değiştirmek ya da uygulamalarından vazgeçmek mümkün değildir.

Müslüman entelektüellerin zamanın getirdiği problemlere çözüm ararlarken başvurdukları İslam kaynakları değişen dünyanın işlemesine yönelik olarak reforma tabi tutulmalı fakat bu reform İslam’ın çizdiği sınırların içinde kalmalıdır. Zaten dinin akaid, şeriat ve ibadet yönü hiçbir şekilde değiştirilemez. Müslüman entelektüelin asıl işlevi ekonomik ve sosyal yaşantının, uluslararası ilişkilerin vs. İslam’ın öngördüğü biçime evrilmesini sağlamak ya da bu konuda tezler öne sürerek uygulamanın önünü açmaktır.

25 Jan

Deli Dumrul Şiiri

Kategori: Şiir

Beri gel beri gel yine heyheylendim bu sabah
Yine heyheylendim bu zuhr-u âhirde
Bu öğle arası bana ekmek arası tost ısmarlamayın
Hamburgeri sevmem yiyenleri sevmem kinim onlaradır
Beni geniş sev bir tasartı gibi bir medeniyet tasavvuru gibi beni
geniş sev
2000’ler bu şiirde pek yapay duruyor gökdelenler gibi sev

Biz bir ekmeği bölerek yeriz bir halkın şiiri böyle bir şeydir
Bir halkın şiirine evet Deli Dumrul gerektir inancım tamdır
Bir şiir acısına bir halk gerektir hakçası budur
Beri gel beri gel hepimiz Deli Dumruluz devlere karşı
Zulümlere karşı zalimlere karşı tiranlara karşı hepimiz
turgut uyar gibi severiz bir halkı