“Merkez”in mükemmel bir tasarımı olarak inşa edilmiş “taşra”ya dair söylenecek her şey, eninde sonunda gidip yine merkezin lehçesinden söz alır, oraya ulanır. Bu eylem, taşradakilerin talihi yahut talihsizliği olarak da okunabilir. Çünkü, merkezden uzak olmak, bu, sınırlarını merkezin belirlediği bir uzaklık da olsa, “kriz” anları için birebirdir. Kriz, travma, çelişki ve sair detaylar, çok söylenmiş olduğu üzere “yaratma” edimini besleyen en önemli şeyler olmalıdır. Örnek çok, bu yüzden teferruata girmeye lüzum da yok. Ak pak sefir kızlarının şiirleri ancak müsamere tadı verir, şiirlerinin altına adresini [genelde “Beyoğlu”dur bu], saatini, dakikasını yazanların metinleri “bir yere kadar” beğenilir, Nişantaşı’nda kebapçı açanların “duygulu şey”leri büyük fotoğraflar eşliğinde servis edilir. Onların da söz ettikleri krizler vardır, doğrudur ama herkesin travması bir midir? Zira, “kriz”in, “travma”nın da boyutları var. Taşralıların krizi, merkezden söz alanlarınkini her zaman döver. Bundan sebeptir ki, merkezde deli azdır. Varsa bile evlerin içindedir, hastanelerdedir, tedavi ile yan yanadır. Oysa taşrada, kasabada, ilçede, kazada, nahiyede deliler sokaktadır. Sokağındır deliler.
Son Yorumlar
24 hafta 5 gün önce
25 hafta 3 gün önce
28 hafta 4 gün önce
28 hafta 4 gün önce
28 hafta 6 gün önce